Embed

Masal Anlatıcıları

  

(Masal Zamanı ve Zamanın Masalları)
 
"Hayata söyleyin bundan sonra gitsin / Anlamını masallarda arasın" (Didem Madak)

6. yılın 3. muhabbetinde bir "ilk"i gerçekleştirerek "Masal Anlatıcılarını" konuk ediyoruz.. Her ne kadar "ev sahibiysek" de, gerçekte o gün masal anlatıcılarına ve masallara biz konuk olacağız. Değil mi ki, masallar zahmet edip zamanı, mekanı, dağları, dilleri aşıp gelmişler bizlere de masallarla tanışmak düşer. Masallar, şimdiki zamandan ve büyüsü bozulmuş, keyfi ve keşfi kaçmış masalsız dünyadan kurtarınca insanı; masalları ve annesini uyutup sokağa kaçan, eve kavramlarla dönen bir/bu yaşlı çocuk bile tarihe masal olarak bakabilir...

 
İnsan masalı özlediğinde ayağına gelir zaman, mekan ve anlamlar. Hem masal hem masalcı hem tarih hem de coğrafyadır o andan sonra insan. Her masal dinlediğimizde çocukluğumuza geçmişe büyürüz. Geçtiğimiz yerlerden bir daha geçeriz, içtiğimiz suları tekrar içeriz... Şair arkadaşım Gonca (Özmen), "Şair dilin hayretidir" demişti. Nedense masalların insanın hayreti olduğunu düşünüyorum günlerdir.  Masallarımız en eski meraklarımız, hayretlerimizdir bizim... 
 
 
 

Melih Cevdet Anday'ın; "Kuşlar üçüncü zamanda ortaya çıktı/ Aşk tebeşir çağında/ Ben onu bunu bilmem/ Ayın elinde hatmi vardı" dizelerini ne zaman okusam soru çizgileri oluşur alnımda... Masalların hangi zamanda ortaya çıktığını düşünür dururum...

Aradan nice masal, nice şiir zamanı geçer, bir masalcının kısa boylu ama oku oku, git git bitmeyen metniyle tanışırım: "Tohum toprağa düştü, öldü ve yaşam başladı. Bir tohum içinde evreni saklar. Tohum aynı zamanda binlerce tohumun bilgisidir. Binlerce yeni tohum olabilmek için o 'bir' tohum kendini yok eder. Yok eder ki bitkiye, çiçeğe ve ardından yeniden tohuma dönüşebilsin. Yaşam tohumla başlar ve tohum olarak devam eder, tohumlar sayesinde ölüm yaşamın bir parçasıdır. O nedenle kutsaldır, o nedenle atadır. O nedenle sorumlulukla saklanmalı, dua ile ekilmeli, neşe ile hasat edilmeli ve hesapsızca paylaşılmalı. Kadim bilgelik der ki; bana anlatılan bir hikâyeyi hemen anlatmazsam, hikâye beni öldürür! Sözler de benliğimize ekilen tohum gibidir. İnsan bir tohumdur..." (Güneşin Aydemir)

Belki tohumun bize anlattığı masaldır, tarihin sesidir masal...Çiçek/meyve tohumun unutulmasıdır yeni bir tohuma kadar... Üstüm başım merak ve hayret, düşünüp dururken, bu kez Melih Cevdet Anday'ın "Tohum" şiiri keser önümü. Kuşlar, aşk, tohum, masal ve hikaye derken manalanırım... Sonra da şiirin son iki dizesini masal muhabbetine dahil ederim:

"Tohum altta nefes nefese/ Kulağı gök gürültüsünde."

Tohumun gürültüsüdür belki de masal...

Belki de masalcı/hakikatçi o sessiz gürültüyü seslendirendir...

İnsan masallara gider bazen ...

Bazen insanın ayağına gelir masallar ...

Masallara bekleriz... 


Tarih: 10 MART PAZAR (2013)
Saat : 18.00
Mekan: İSTAMBUR&CAFE BAR 
(Caferağa Mahallesi, Güneşlibahçe Sokak, No:53/A KADIKÖY/İstanbul)
(0216) 348 36 20)

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !