MUHABBET UTANDIRMASIN

"Halbuki acemilik. Efendimiz acemilik. Bir taş alacaksınız. Yontmaya başlayacaksınız. Şekillenmeye yüz tutmuşken atacaksınız elinizden. Bir başka taş, bir başka daha. Sonunda bir yığın yarım yamalak biçimler bırakacaksınız. Belki başkaları sever, tamamlar. Ama her taşa sarılırken gücünüz, aşkınız, korkunuz yenidir, tazedir. Başaramamak endişesinin zevki ile çalışacaksınız.” (Turgut Uyar)

 

2007 sonbaharında “nehirmuhabbetler”e başladığımız yazıyı, “Akarsular gibi iyimseriz… Akarsular gibi umutlu… Düşlerimizde, hayallerimizde cimri değiliz…” diye bitirmiştik... Turgut Uyar gibi söylersek, başlangıçta “... kuşyemi gibi yalnızdı”k, “Hangi cebini karıştırsan yalnızlık” haliydi.... Aradan dört muhabbet yılı geçti... Bereketi kaçmasın diye saymasak da; kıymetli konuklar hayatımıza, dahil oldu, karşılıklı olarak hatırlar-hatıralar biriktirdik ve çoğaldık...

 

Dışlarından oluşan insanların çoğunlukta olduğu dünyada, içi olan konuklarla, hevesnefes koşturarak gelen izleyicilerle tanıştık. Söylemesi fazla; pek çoğumuz sorularımızı, cevaplarımızı, heveslerimizi, etik, estetik ve politik dertlerimizi nehirmuhabbetler'de tanıştırarak geldik bu günlere... Bizim mahallenin çocukları olarak, düşlerimizden, başlarımızı güzel belalara sokan kitaplardan, sokaklardan elbette tanışıyorduk. Ama muhabbet öncesinde, öze-biçime ilişkin kolektif hazırlıklarda yeniden tanıştık... Muhabbette; dinleyerek, sorarak, itiraz ederek, şerhler düşerek yeni tanışma kapılarından geçtik. Muhabbet sonrasındaki serbest muhabbette ise yatay dillenmenin keyfinde aracısız tanıştık...

 

Kadıköy'de Livane Pub'da şimdiye kadar ağırladığımız konuklarımızı hatırlamak ve hatırlatmak muhabbet borcumuz: Eşber Yağmurdereli-Yalçın Yusufoğlu, Ömer Uğur, Metin Üstündağ, Hüsnü Arkan, Oya Baydar, Derviş Zaim, Kardeş Türküler, Özcan Alper-Onur Saylak, Gülten Kaya, Ahmet Ümit, Ayşegül Devecioğlu, Sırrı Süreyya Önder, Filiz Ali-Sevengül Sönmez, Mıgırdiç Margosyan, Ahmet Oktay, Şükrü Pündük-Derya Nüket Özer, Üçdeniz Müzik Topluluğu, Bülent Uluer, Ahmet Telli, Turgut Çeviker, Özcan Yurdalan, Fethiye Çetin-Ayşe Gül Altınay, Niyazi Kızılyürek, Zeki Demirkubuz, Oya Baydar-Melek Ulagay, Bizim Mahallenin Çocukları...

 

Birlikte oluşturup, yaşadığımız, hepimizin konuk, hepimizin muhabbet sahibi olduğu ortak bir hikâyeden söz ediyoruz... Özetle, soru ve merak gittik, cevap ve bilgi gittik ve birbirimizden kâr ettiğimiz imkânlı muhabbet oluşturarak bu günlere geldik... Birbirimize el verip el alarak, dayanışarak hep birlikte niceliği-niteliği küçümsenemeyecek bir muhabbet görgüsü/geleneği yarattık. Ortak kazanımlarımız sevincimiz ve müjdemizdir... Öze-biçime ilişkin eksiklerimiz, hatalarımız ise gelecek muhabbetlerde başetmemiz gereken ortak soru(n)larımızdır...

 

Mekânımızın fiziki kapasitesi nedeniyle ortalama yüz kişinin katıldığı etkinliklerde nicelik-nitelik olarak bir gelenek yarattığımızı, konuğa göre değişse de, her ay muhabbeti bekleyen, izleyen bir “muhabbet ehli” oluştuğunu söylemek abartılı olmaz. Değişik kentlerde ve ülkelerde muhabbet metinlerini okuyan, görüntüleri izleyen “platonik” bir izler kitlenin varlığını biliyoruz....

 

Muhabbetlerin bir ekip çalışması olduğunu (Sevgili Turgut Çeviker'in deyimiyle “Deli Livane Ekibi”) tarihe özellikle not düşmek isterim. Benim kolaylaştırıcılığımda yapılsa da, tüm muhabbetlerin muffağında; çekimden, konukların seçiminine, İsviçre'de yaşayan bir arkadaşımızın grafik tasarımına, metinlerin yazımından, yaygınlaştırılmasına, özetle; muhabbetin öncesinde, sırasında ve sonrasında kolektif bir ekibin varlığı muhabbet geleneğine dahil.

 

Söz fazlalığı olan dünyada, pop(üler) kültürün hayatı ve zihinlerimizi kuşattığı bir ülkede, damıtılmış, farklı sözü olan konuklarımızın paylaştıkları bilgiler, hatıralar, kavramlar, imgeler bir hafıza külliyatı oluşturdu. Arşiv bilgisi ve bilinciyle yaptığımız, ses ve görüntü kayıtları, metinler, fotoğraflar ve afişler“nar topu” gibi bir muhabbet arşivi olarak değerlendirilmeyi bekliyor.

 

Pencere önü serçeleri gibi tedirgin başladığımız muhabbeti, imkânlı muhabbet'e dönüştürmeyi süreç içinde öğrendik. “Ustalık”a hep şerh düştük, anafikrimizde Turgut Uyar'ın “Korkulu ustalık” kavramı içkindi. “Efendimiz acemilik” diyerek, beşinci yılda da, bir muhabbet, bir muhabbet daha, diyerek, hevesimizi sürdürüyoruz... 23 Ekim Pazar günü Kardeş Türküler ile yapacağımız, “ÇOCUK (H)AKLI” başlıklı, şarkılı, türkülü ve “uygulamalı” muhabbette buluşmak için peşinizden bir avuç şiir döküyoruz...

 

Sezai Sarıoğlu

30 Eylül 2011

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !